Kısa Film Senaryo Örnekleri
Aşağıda baştan sona yazılmış üç kısa film senaryosu var ve her biri kısa filmin farklı bir kuruluş biçimini gösteriyor: “Işık” tek satır diyalog olmadan yalnız davranışla anlatılıyor (3 sayfa), “Radyo” tek mekânda iki kişi arasında alt metinle ilerliyor (5 sayfa), “Sıra” bir bekleme salonunda geçen bir komedi (4 sayfa). Üçü de standart Amerikan formatında; her birini PDF ya da Word olarak sayfanın altından indirebilirsin.
Hangi örnek ne öğretiyor?
- Işık — Diyalogsuz anlatım. Bir alışkanlık kurulur (her gece iki kez yanıp sönen lamba), sonra bozulur. Bütün duygu davranışta: montu giyip geri çıkarmak, sandalyeyi pencereye çekmek.
- Radyo — Tek mekân, iki karakter, alt metin. Kardeşler eşya paylaşıyor gibi konuşur ama asıl konu kimin babasının yanında kaldığıdır. Kilit bilgi ancak son sahnelerde gelir.
- Sıra — Komedi ve karakter dönüşümü. Sabırsız genç, açılışta reddettiği çayı finalde kabul eder. Dönüşüm bir cümleyle değil, bir nesneyle gösterilir.
Örnekleri nasıl okumalısın?
- Önce logline'ı oku, sonra senaryoyu. Senaryo logline'daki sözü tutuyor mu, bak.
- Her sahnenin sonunda dur ve sor: bu sahne çıksa ne kaybolur?
- Finali açılışla yan yana koy. İyi bir kısa filmde son, ilk sahnedeki durumu değiştirir.
- Sesli oku ve süre tut. Sayfa başına yaklaşık bir dakika çıkmalı.
Üç örneğin ortak kuralları
- En fazla üç mekân: hepsi gerçek bir ev ya da bina içinde çekilebilir.
- Konuşan karakter sayısı ikiyi ya da üçü geçmiyor.
- İç düşünce yazılmıyor: “Hilmi üzüldü” yok, “montu askıya geri asar” var.
- Final bir replikle değil bir davranışla geliyor.
1. Işık — diyalogsuz kısa film senaryosu
Diyalogsuz kısa film senaryosu · 3 sayfa ≈ 3 dakika
Her gece karşı apartmandaki bir pencereyle lamba yakıp söndürerek selamlaşan yalnız bir emekli, bir gece cevap gelmeyince bu sessiz alışkanlığın kendisi için ne demek olduğunu keşfeder.
İÇ. HİLMİ'NİN EVİ – SALON – GECE
Dar bir salon. Duvar saati tıkırdar. Masada tek tabak, tek
çatal, tek bardak.
HİLMİ (70'ler, hırka, gözlüğü alnında) tabağı durular,
kurular, dolaba kaldırır. Bardağı ters çevirip bezin
üstüne koyar.
Saat onu gösterir.
Hilmi pencereye gider, tülü iki parmağıyla aralar.
Sokağın karşısı: eski bir apartman. Üçüncü katta bir
pencerede masa lambası yanar. Söner. Yanar. Söner.
Hilmi pencere kenarındaki abajurun düğmesine uzanır.
Yakar, söndürür. Yakar, söndürür.
Karşıdaki lamba bir kez daha yanar ve bu kez yanık kalır.
Birkaç saniye. Sonra söner.
Hilmi tülü bırakır. Gözlüğünü indirir, saatini kurar,
ışığı kapatır.
İÇ. HİLMİ'NİN EVİ – SALON – GECE
Başka bir gece. Aynı tek tabak, aynı tek bardak. Saat on.
Hilmi pencereye gider. Tülü aralar.
Karşıdaki üçüncü kat karanlıktır.
Hilmi bekler. Saatin yelkovanı bir çizgi ilerler. Bir
çizgi daha.
Abajuru yakar, söndürür. Yakar, söndürür.
Cevap gelmez.
Hilmi askıdan montunu alır. Bir kolunu geçirir. Kapıya
bakar. Durur.
Montu çıkarıp geri asar.
Masadaki sandalyeyi pencerenin önüne taşır. Oturur.
Karanlık pencereye bakar.
İÇ. HİLMİ'NİN EVİ – SALON – SABAH
Hilmi sandalyede uyuyakalmıştır. Gözlüğü kucağına düşmüş.
Abajur hâlâ yanıyor.
Dışarıdan geri geri giden bir kamyonun uyarı sesi.
Hilmi irkilerek uyanır, pencereye eğilir.
DIŞ. KARŞI APARTMANIN ÖNÜ – SABAH
Kaldırıma yanaşmış küçük bir nakliye kamyonu. İki HAMAL
koli taşıyor.
Apartman kapısından NAZ (20'ler, sırt çantası, dağınık
saç) çıkar. Kucağındaki kolinin üstünde, kablosu sarılmış
bir masa lambası durur.
Naz koliyi kamyonun kasasına uzatır. Sonra başını kaldırıp
sokağın karşısına bakar.
İkinci katta bir tül aralıktır. Arkasında Hilmi.
Naz lambayı kolinin üstünden alır. İki eliyle havaya
kaldırır — kadeh kaldırır gibi.
Pencerede Hilmi'nin avucu cama dayanır.
Naz lambayı koliye geri koyar, kamyonun kapısını çeker, ön
koltuğa biner. Kamyon uzaklaşır.
İÇ. HİLMİ'NİN EVİ – SALON – GECE
Tek tabak. Tek bardak. Saat on.
Hilmi pencereye gider. Karşıdaki üçüncü katın camında
büyük harflerle yazılmış bir kâğıt: KİRALIK.
Hilmi abajuru yakar, söndürür. Yakar, söndürür.
Bekler.
Sonra abajuru yakar — ve bu kez söndürmez. Tülü kapatmaz.
Sandalyesini pencereye dönük bırakır, oturur, raftan bir
kitap alıp açar. Işık, karşı binanın boş camına düşer.
KARARMA.
2. Radyo — tek mekânlı kısa film senaryosu
Tek mekânlı kısa film senaryosu · 5 sayfa ≈ 5 dakika
Babalarının evini boşaltmak için yıllar sonra bir araya gelen iki kardeşten yurt dışında yaşayan Umut, bozuk bir radyonun peşine düşünce ablasının yıllardır taşıdığı yükü öğrenir.
İÇ. BABANIN EVİ – SALON – GÜN
Yarısı toplanmış bir salon. Duvarlarda çerçevelerin
bıraktığı açık renkli dikdörtgenler. Kolilerin üstünde
keçeli kalemle yazılar: MUTFAK. KİTAP. BAĞIŞ.
SELİN (40, saçları topuz, kolları sıvalı) koli bandını
dişiyle koparır, bir koliyi kapatır.
Kapı zili çalar. Selin kalkmaz.
SELİN
Açık!
UMUT (35, ıslak kaban, tekerlekli valiz) içeri girer.
Valizin sapında havalimanı etiketi.
SELİN
Ayakkabılarını çıkarma. Halı yok
artık.
Umut yine de çıkarır. Çoraplarından birinin ucu deliktir.
Fark eder, ayağını öbürünün arkasına çeker.
UMUT
Geç kaldım.
SELİN
Bugüne mi?
Umut cevap vermez. Boş duvarlara bakar.
UMUT
Bu kadar çabuk mu?
SELİN
Ev sahibi ay sonuna kadar dedi. Üç
haftadır topluyorum.
Selin cebinden katlanmış bir kâğıt çıkarır, uzatır.
Üstünde el yazısıyla bir liste.
SELİN (DEVAM)
İstediklerini işaretle. Gerisi bağış.
Umut listeyi okur. Selin ona bir kalem atar; Umut havada
yakalar.
UMUT
Saati?
SELİN
Onu ben aldım.
UMUT
Tamam.
Umut kalemi kâğıdın üstünde gezdirir. Hiçbir şeyi
işaretlemez. Kalemin kapağını kapatır.
UMUT (DEVAM)
Bir şey istemiyorum. Yardıma geldim.
Selin kısa, sessiz bir gülüş verir. Koli bandını ona
uzatır.
SELİN
Kitaplar.
İÇ. BABANIN EVİ – SALON – DAHA SONRA
Umut rafları boşaltır, kitapları koliye dizer. Selin
mutfak tarafında tabakları gazeteye sarar.
En üst rafta, kitapların arkasında eski bir transistörlü
radyo. Kablosu sapına dolanmış.
Umut radyoyu indirir. Tozunu koluyla siler. Düğmesini
çevirir. Ses yok.
UMUT
Radyo listede yok.
SELİN
(dönmeden)
Bozuk o.
UMUT
Ne zamandan beri?
SELİN
Bilmem. Bir yıl. Açmıyordu artık.
Umut radyonun arka kapağını açar. İçinde iki pil, uçları
beyaz tozla kaplı.
UMUT
Pili bitmiş sadece.
SELİN
O zaman al. Senin olsun.
Umut radyoyu elinde tartar gibi tutar.
UMUT
Her pazar aradığımda bu açıktı arkada.
Maç. Babam maçı kısmazdı, ben de
bağırarak konuşurdum.
Selin'in elindeki tabak gazetenin içinde durur.
UMUT (DEVAM)
Son aylarda sesi hep uzaktan
geliyordu. Telefonu hoparlöre almış
sanıyordum.
SELİN
Telefonu tutamıyordu.
Umut ona bakar.
SELİN (DEVAM)
Ben tutuyordum. Radyonun yanında.
Sesini kısmasın diye.
Sessizlik. Umut radyoyu yavaşça bir kolinin kapağına
bırakır.
UMUT
Niye söylemedin?
SELİN
Sorsaydın söylerdim.
Selin tabağı sarmayı bitirir, koliye koyar. Mutfak
çekmecesini açar. İçi lastikle tutturulmuş pil
paketleriyle dolu.
SELİN (DEVAM)
Pil biriktirirdi. Savaş çıkacakmış
gibi.
İki pil çıkarıp tezgâhın üstünden Umut'a doğru kaydırır.
İÇ. BABANIN EVİ – SALON – AKŞAMÜSTÜ
Umut pilleri takar, kapağı kapatır, düğmeyi çevirir.
Hışırtı. İstasyon düğmesini ağır ağır döndürür.
Hışırtının içinden bir SPİKER sesi çıkar gelir.
SPİKER (RADYODAN)
...orta sahada topu kaptı, ceza
sahasına doğru ilerliyor...
Selin mutfaktan gelir, bir kolinin üstüne oturur. Umut
yere, onun yanına oturur. İkisi de radyoya bakar.
SPİKER (RADYODAN)
...ve direkten döndü!
Umut'un ağzından istemsiz bir “ah” çıkar. Selin ona döner.
Gülümser.
UMUT
Sen al.
SELİN
Ben on iki yıl dinledim.
Selin keçeli kalemi alır, boş bir kolinin üstüne büyük
harflerle yazar: UMUT.
Radyoyu kapatmadan koliye koyar. Kapağı kapatır. Maç,
kartonun içinden boğuk boğuk sürer.
Umut bandı alır, koliyi bantlar. Selin bir sonraki rafa
uzanır.
KARARMA.
3. Sıra — komedi kısa film senaryosu
Komedi kısa film senaryosu · 4 sayfa ≈ 4 dakika
Nüfus müdürlüğünde sırası gelsin diye sabırsızlanan genç bir çalışan, sıra fişini gelen herkese devreden tuhaf bir yaşlı adamın yanında beklerken acelesinin nereye yetişmek için olduğunu unutur.
İÇ. NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ – BEKLEME SALONU – GÜN
Sıra sıra plastik sandalyeler. Radyatör tıkırdıyor.
Duvardaki ekranda kırmızı rakamlar: 097. Bir “dıt” sesi.
ONUR (27, gömlek, kravatı gevşetilmiş, yaka kartı cebinde)
elindeki sıra fişine bakar: 148.
Telefonu titrer. Ekranda: ERCAN BEY. Onur reddeder.
Telefon hemen yeniden titrer.
Yanındaki sandalyede HAYRİ AMCA (75, kasket, kucağında bir
termos) oturuyor. Parmaklarının arasında bir fiş: 101.
ONUR
Amca, değişir misiniz? Öğle
arasındayım, yarım saatim var.
Hayri fişine bakar. Onur'un fişine bakar. Salona bakar.
HAYRİ
Herkesin yarım saati var evladım.
Çenesiyle karşı sırayı gösterir: BEBEK ARABALI KADIN
(30'lar). Arabadaki bebek kıpırdanmaya başlamış.
HAYRİ (DEVAM)
Onunki mesela. Yirmi dakikaya acıkır
o.
Hayri kalkar, kadının yanına gider. Fişleri değiştirirler.
Kadın şaşkın ama minnettar.
Hayri geri gelip oturur. Yeni fişini Onur'a gösterir: 131.
ONUR
Ne yaptınız?
HAYRİ
Bebek.
Ekran: 098. Dıt.
Hayri termosun kapağını açar, kapağa çay doldurur. Onur'a
uzatır.
HAYRİ (DEVAM)
Çay?
ONUR
İstemem, sağ olun.
Hayri çayı kendisi içer. Keyifle.
İÇ. NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ – BEKLEME SALONU – DAHA SONRA
Ekran: 112. Dıt.
Hayri bir sıra önde, ders notlarıyla boğuşan bir
ÖĞRENCİYLE fiş değiştiriyor. Öğrenci karşılığında yarım
simidini uzatıyor.
Hayri geri gelir. Simidi ikiye böler, yarısını Onur'un
dizine bırakır. Yeni fişi: 156.
ONUR
Siz niye buradasınız, amca? İşiniz ne?
Hayri cüzdanından eski kimliğini çıkarıp uzatır.
Fotoğrafta gür siyah saçlı, bıyıklı genç bir adam.
HAYRİ
Yenileyeceğim. Fotoğraf eskidi. Kimse
tanımıyor.
ONUR
Bu gidişle akşamı bulursunuz.
HAYRİ
Evde de akşam oluyor.
Onur kimliği geri verir. Telefon titrer: ERCAN BEY. Onur
bu kez bakmadan reddeder.
Ekran: 131. Dıt. Bebek arabalı kadın gişeye gider, dönüp
Hayri'ye el sallar.
İÇ. NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ – GİŞE – DAHA SONRA
Ekran: 148. Dıt.
Onur fırlar, gişeye neredeyse koşarak varır, fişi ve
kimliğini camın altından sürer.
GİŞE MEMURU (50'ler, okuma gözlüğü) kimliğe bakar, Onur'a
bakar.
GİŞE MEMURU
Biyometrik fotoğraf?
ONUR
Getirmem mi gerekiyordu?
GİŞE MEMURU
Aşağıda çekiyorlar. Sonra yeniden sıra
alırsınız.
Onur fişine bakar. Arkasındaki salona bakar. Omuzları
düşer.
İÇ. NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ – BEKLEME SALONU – DAHA SONRA
Ekran: 152. Dıt.
Onur elinde henüz kurumamış bir vesikalık fotoğraf ve yeni
bir fişle döner: 203. Hayri'nin yanına çöker.
Hayri'nin fişi artık 199'dur. Kucağında bir mandalina, bir
tükenmez kalem ve bir çocuk çizimi birikmiş.
Telefon titrer: ERCAN BEY.
Onur ekrana bakar. Telefonu ters çevirip dizinin üstüne
koyar.
Hayri termosun kapağını doldurur. Bir şey söylemeden
uzatır.
ONUR
Olur.
Onur kapaktan içer. Tek kapak var; Hayri kendi payını
doğrudan termosun ağzından içer.
Ekran: 153. Dıt.
İkisi de başını kaldırıp ekrana bakar. Kimse kalkmaz.
KARARMA.
Kontrol listesi
- Kısa filmin tek bir çekirdeği var mı (bir an, bir karar, bir duygu)?
- İlk sayfada kim, nerede, ne sorun belli oluyor mu?
- Her sahne hikâyeyi bir adım ileri taşıyor mu?
- Final, açılıştaki durumu değiştiriyor mu?
- Senaryonu elindeki mekân ve oyuncuyla çekebilir misin?
Word ve PDF olarak indir
Word sürümünü açıp doğrudan üstüne yazarsın; PDF her cihazda aynı görünür, olduğu gibi yazdırılır.
Sık sorulanlar
Evet: okuyabilir, sınıfta inceleyebilir, kaynak göstererek ders malzemesi yapabilirsin. Metinler Senaryo Okulu'nun eseridir; kendi eserinmiş gibi yayımlaman ya da yarışmaya göndermen doğru olmaz.
Standart formatta bir sayfa yaklaşık bir dakikaya denk gelir. Bu sayfadaki örnekler 3-5 sayfa, yani 3-5 dakika. İlk kısa filmin için 3-10 sayfa gerçekçi bir hedeftir.
Duyguyu söyletemediğin için davranışa yazarsın. Bir alışkanlık kur, seyirci onu tanısın, sonra bozul: “Işık”ta her gece yanıp sönen lamba bir gece cevapsız kalır. Aksiyon satırları yalnız görüleni ve duyulanı anlatır.
Tek cümlelik bir logline ile: kim, ne istiyor, önünde ne var. Sonra hızlı bir kuruluş, tek bir durumun derinleşmesi ve kazanılmış bir final. Boş şablonu sayfanın altından indirebilir ya da tarayıcıda Senaryum ile yazmaya başlayabilirsin.
İlgili içerikler
Güncellenme tarihi: 27 Eylül 2026